Türkiye’nin son haftalardaki en önemli gündemi olan fon vurgunu skandalı, adli faslının dışında ahlaki boyutuyla da tartışılıyor.
Fon skandalında, bugüne kadar adı duyulmuş meşhur ponzi ve dolandırıcılık vakalarıyla kıyaslandığında alışılmışım çok ötesindeki yüksek meblağlar telaffuz ediliyor.
Skandal, iktidar çevrelerinden isimlerin de karışması boyutu açısından denk bir benzerlik olmasa da yüksek getiri beklentisiyle birikimlerin finansal yapılara aktarılması açısından 1980’lerin başındaki “Bankerler Krizi”ni hatırlatıyor.
FAİZLERE SERBESTİYET
“Banker Kastelli” ile simgeleşen krizin kökleri, 24 Ocak 1980 ekonomik kararlarına kadar uzanıyordu.
Türkiye ekonomisinde bir serbestleşme evresi başlatan 24 Ocak kararlarının ardından, Temmuz 1980'de mevduat faizi oranları serbest bırakıldı.

FAİZDE YARIŞ
Faizlerin serbestleşmesiyle birlikte bankalar ile bankerler arasında mevduat toplamak için faiz yarışı başladı.
Bankerler, bankalardan daha yüksek faiz oranları sunarak tasarrufları toplamaya başladı.

BANKERLERİN YÜKSELİŞİ
Bazı bankerler yıllık yüzde yüzün üzerinde faiz oranları duyurmaya başlarken vatandaşlar da bu yüksek vaatler karşısında paralarını bankerlere yatırmaya başladı.
Bu yüksek vaatler; yalnızca tasarruf sahiplerini, birikmişi olanları değil maddi şartları yatırım yapmaya ideal olmayanların da taşınmazlarını satarak, kefen paralarını riske atarak ya da borçlanarak bankerlere para yatırmasına neden oldu.
Bankerlerin kasalarında mevduatlar toplanıp pasta büyüdükçe, yatırımcılara ödemeleri sürdürebilmek için sisteme yeni para girişi daha çok önem kazandı.

İLK ÇATLAKLAR
Yarış sonunda yüksek faiz taahhütlerinin sürdürülebilmesi giderek zorlaştı.
1981 yılında ilk banker iflasları gündeme geldi.
Bankerlerin ödeme güçlüğüne düşmesiyle birlikte tasarruf sahipleri de paralarını geri istemeye başladı.

“BANKERZEDELER”
1982’nin başında ödeme güçlüğüne giren bankerlerin sayısı hızla arttı.
Ülkeyle ilgili kararların Kenan Evren cuntasının iki dudağının arasında olduğu 12 Eylül döneminde; 14 Ocak 1982'de 35 sayılı Kanun Hükmünde Kararname çıkartılarak ödeme güçlüğü içindeki bankerlerin tasfiyesi için özel bir hukuki mekanizma oluşturuldu.
Ancak tasfiyeye alınan bankerlerin sayısı her geçen gün arttı.
Onların sayısı artınca paralarını geri alamayan “bankerzede”lerin sayısı da arttı.

BANKER KASTELLİ
Bankerler arasında en ünlüsü “Banker Kastelli” diye tanınan Cevher Özden’di.
Banker Kastelli, dönemin en ünlü Yeşilçam yıldızlarından Cüneyt Arkın, Fikret Hakan, Ekrem Bora, İzzet Günay, Selma Güneri, Eşref Kolçak, Orhan Günşiray’ın oynadığı televizyon reklamlarıyla Türkiye’nin her yerinde tanınıyordu.
Kastelli'nin sistemi, büyük ölçüde bankaların çıkardığı mevduat sertifikalarının bankerler aracılığıyla halka satılması üzerine kuruluydu.

40 BANKADAN ORTAK KARAR
18 Haziran 1982’de Türkiye’de faaliyet gösteren 40 banka, mevduat sertifikalarının bankerler aracılığıyla satılmaması konusunda ortak karar aldı.
Bu karar, bankaların çıkardığı mevduat sertifikalarının halka satılması üzerinden çalışan Banker Kastelli için de sonun başlangıcı oldu.

BANKER FİRARİ
Kısa süre içinde ödeme güçlüğü içine düşen Banker Kastelli’nin 22 Haziran 1982’de yurtdışına çıktığı açıklandı.
23 Haziran’da Kastelli’nin yanı sıra Mentaş ve Bimtaş adlı büyük bankerlik şirketlerinin de büroları kapatılarak şirketlerin mal varlıklarına ve kayıtlarına el kondu.

KRİZİN KIVILCIMLARI BANKALARA DA SIÇRADI
Sistemdeki çöküş, bankerlerin iflasıyla sınırlı kalmadı.
Bankerlerle yoğun ilişki içinde bulunan bazı bankaların da ödeme ve likidite sorunları yaşamaya başlamasıyla kriz bankacılık sistemine yayıldı.

GEÇ KALAN DÜZENLEMELER
Kriz nedeniyle görevdeki hükümet bazı yeni düzenlemeleri hayata geçirdi.
Haziran 1982'de hükümet, ödeme güçlüğüne düşen bankerlerin tasfiyesini ve bu kuruluşlar aracılığıyla satılan mevduat sertifikası ve tahvillerden doğan alacakların ödenmesini düzenleyen yeni tedbirler aldı.
28 Haziran’da banker reklamları yasaklandı.
Krizin finansal sistem üzerindeki etkisini sınırlamak için bankacılık alanında da bazı tedbir uygulamaları devreye sokuldu.
13 Temmuz 1982’de Başbakan Yardımcısı Turgut Özal ile Maliye Bakanı Kaya Erdem görevlerinden istifa etti.

100 BİN AİLE PARASINI ALAMADI
1981 ve 1982 yıllarında iki dalga halinde yaşanan bankerler krizi, 500’ün üzerinde bankerin iflasına ve yüzbinlerce yatırımcının tasarruflarını kaybetmesine yol açtı.
Kriz sürecinde 100 bin ailenin tasarruflarının önemli bir bölümünü alamadığı belirtiliyor.
Türkiye’nin finansal serbestleşme sürecinin ilk büyük sınavlarından olan bankerler krizi, yüksek kazanç vaadinin getirdiği risklerin ve finansal piyasaların denetimiyle ilgili sorunların ağır neticesi oldu.

KASTELLİ TUNUS’TA YAKALANDI
Sürecin simge ismi Banker Kastelli, 6 Eylül 1982'de Tunus'ta yakalandı.
Cevher Özden, 28 Eylül 1982'de Türkiye'ye getirilerek tutuklandı ve hakkında uzun yıllar sürecek adli süreç başladı.

Kaynak: {Haber Merkezi}

Yorumlar 0
Yorum Yap
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın!