Kripto Para Piyasası

Yükleniyor...
USD/TRY 48,70 ↑ %0,00
EUR/TRY 55,90 ↑ %0,00
GBP/TRY 65,19 ↑ %0,00
BIST 100 13.284,42 ↑ %1,23
Altın (gr) 6.836,16 ↓ %0,09
USD/TRY 48,70 ↑ %0,00
EUR/TRY 55,90 ↑ %0,00
GBP/TRY 65,19 ↑ %0,00
BIST 100 13.284,42 ↑ %1,23
Altın (gr) 6.836,16 ↓ %0,09
USD/TRY 48,70 ↑ %0,00
EUR/TRY 55,90 ↑ %0,00
GBP/TRY 65,19 ↑ %0,00
BIST 100 13.284,42 ↑ %1,23
Altın (gr) 6.836,16 ↓ %0,09
USD/TRY 48,70 ↑ %0,00
EUR/TRY 55,90 ↑ %0,00
GBP/TRY 65,19 ↑ %0,00
BIST 100 13.284,42 ↑ %1,23
Altın (gr) 6.836,16 ↓ %0,09
SON DAKİKA
Gündem

Burhanettin Duran: Siyasetçilere darağacını reva gören zihniyet, milli iradeyi hedef almış zihniyettir

Vesayet İnşalarına Karşı düzenlenen panele katılan İletişim Başkanı Burhanettin Duran, 17 Eylül'ün önemine vurgu yaptı. Duran, Adnan Menderes'in şehit edildiği ve diğer önemli siyasetçilerin idam edildiği günlerin anısını canlı tutmanın gerekliliğine işaret ederek, Milletin iradesi siyasetçilerine sahip çıkmakla tecelli etmiştir." dedi

Burhanettin Duran: Siyasetçilere darağacını reva gören zihniyet, milli iradeyi hedef almış zihniyettir
Burhanettin Duran: Siyasetçilere darağacını reva gören zihniyet, milli iradeyi hedef almış zihniyettir

İletişim Başkanlığı tarafından İstanbul'da 'Vesayet İnşalarına Karşı Milli İrade Mücadelesi Paneli' düzenlendi.

İletişim Başkanı Burhanettin Duran panelin açılışında önemli mesajlar verdi.

"17 EYLÜL TARİHİN EN KARANLIK SAYFALARINDAN BİRİNİ İŞARET EDİYOR"

Burhanettin Duran yaptığı konuşmada, 17 Eylül'ün tarihin en karanlık ve en utanç verici sayfalarından birini işaret ettiğini söyledi.

17 Eylül'ün merhum Başbakan Adnan Menderes'in şehit edildiği gün olduğunu dile getiren Duran, 16 Eylül'ün de Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan'ın idam edilişinin 65. yıl dönümü olduğunu belirtti.

Adnan Menderes'i, dava arkadaşlarını ve Türkiye'nin demokrasi mücadelesinin bütün kahramanlarını minnetle yad eden İletişim Başkanı Duran, bugünlere gelinebilmesinin her türlü vesayet odağına karşı onurlu bir duruş sergileyen kahramanlar sayesinde olduğunu anlattı.

"SİYASETÇİLERE DARAĞACINI REVA GÖREN ZİHNİYET, MİLLİ İRADEYİ HEDEF ALMIŞ ZİHNİYETTİR"

Burhanettin Duran konuşmasında şu sözlere yer verdi:

"Siyasetçilere darağacını reva gören zihniyet, esasen Türk milletinin istikbalini, milli iradesini hedef almış bir zihniyettir.

Lakin başka bir gerçek de var ki o da milletin sinesinde yer edinen liderlerin ve siyasi hareketlerin tarih sayfalarında yer almaya devam edeceğini, asıl darbecilerin lanetle anılacağını göstermektedir.

"MİLLETİN İRADESİ, SİYASETÇİLERİNE SAHİP ÇIKMAKLA TECELLİ ETMİŞTİR"

Milletin iradesi kendi siyasetçilerine er ya da geç sahip çıkmakla tecelli etmiştir.

Hepimizin bildiği gibi her darbe teşebbüsünden sonra aziz milletimiz darbecileri tarihin karanlık sayfalarına gömerken milli iradeyi temsil edenlere kendi gönlünde apayrı bir yer vermiştir."

"BİZLERE DÜŞEN DEMOKRASİMİZE KARARLILIKLA SAHİP ÇIKMAKTIR"

Yargılamaların yapıldığı Yassıada'nın yıllarca 'yaslı ada' olarak adlandırıldığına dikkati çeken Duran, kayıplar geri getirilemese de burasının Demokrasi ve Özgürlükler Adası'na dönüştürülerek onların anısına duyulan hürmetin gösterildiğini vurguladı.

İletişim Başkanı Duran, adanın milletin demokrasi mücadelesinin kalıcı bir sembolü haline getirildiğini, müzeler, anıtlar ve sosyal alanlarla imar edildiğini aktararak şöyle devam etti:

"Bizlere düşen geçmişte yaşananları unutmadan, unutturmadan aynı acıların bir daha yaşanmaması için demokrasimize, milli iradeye kararlılıkla sahip çıkmaktır.

"15 TEMMUZ GECESİ MİLLETİMİZ BU VESAYET DÖNEMİNİ SONA ERDİRMİŞTİR"

15 Temmuz'da tüm dünyaya gösterdiğimiz gibi Türkiye darbelere ve darbecilere, milli iradenin vesayet altına alınmasına, demokrasinin ve millet iradesinin hedef alınmasına asla izin vermeyecektir.

Milletimiz o gece sokaklara, meydanlara, köprülere ve Cumhurbaşkanımızı karşılamak için havalimanına giderek bu vesayet dönemini inşallah bir daha geri gelmeyecek şekilde sona erdirmiştir."

"GAYRİMEŞRU GİRİŞİMLER, İKTİDAR MÜCADELESİ OLARAK GÖRÜLMEMELİDİR"

Duran, Türkiye'nin son 60 yıllık siyasi hayatında, 1960 darbesiyle başlayan darbeler sürecinin, müteakip on yıllarda da tekrarlandığını, milli irade ne zaman filizlenip yeşerse kurulmuş saat gibi müdahalelerin devreye girdiğinin görüldüğünü söyledi.

Bu müdahalelerin bir siyasi mühendislik projesi olduğunu, milletin bu projelere asla cevaz vermediğini, devleti kendi ideolojik ve dar çıkarları doğrultusunda şekillendirmek isteyen bu oligarşinin eninde sonunda başarısızlığa uğradığını belirten Burhanettin Duran, bu nedenle seçilmiş iktidarlara karşı gayrimeşru girişimlerin asla bir iktidar mücadelesi olarak görülmemesi gerektiğini kaydetti.

"DARBEYİ MEŞRULAŞTIRMAYA ÇALIŞAN BASIN VE MEDYA KURULUŞLARINI GÖRÜRÜZ"

İletişim Başkanı Duran, Türkiye'deki vesayet girişimlerinin uluslararası boyutunu da bu nedenle hep göz önünde bulundurmak gerektiğine işaret ederek şöyle devam etti:

"Bu yüzdendir ki Türkiye'de ne zaman bir darbe veya girişim olsa demokrasi havariliği yapan birçok ülkenin, uluslararası basın ve medya kuruluşlarının darbeyi meşrulaştırmaya çalıştığını görürüz.

Açıkçası, bu müdahalelerin arkasında stratejik akıl da bulunuyor.

Bunların içeride 'orduyu göreve çağıran', 'tankları alkışlayan' tarzındaki iş birlikçilerinin Türkiye'yi kendi tarihsel köklerinden, medeniyet değerlerinden ve gelecek hedeflerinden koparmayı amaçladığı da açıktır."

"BU DARBE GELENEĞİ, MİLLETİN SİNESİNDEN ÇIKAN GÜÇLÜ İRADEYLE DURDURULDU"

Bağımsızlık ve egemenliği küresel statükonun çıkarları uğruna hiçe sayan bu anlayışın Türkiye'yi ekonomik, kültürel, siyasal ve toplumsal açıdan dışa bağımlı, kendi kararlarını alamayan uydu bir ülke haline getirmeyi istediğinin altını çizen İletişim Başkanı Duran, bu süreçte yalnızca devlet adamlarının değil, Vecihi Hürkuş, Nuri Demirağ ile Şakir Zümre gibi vatan için sorumluluk alan öncülerin vesayet odaklarının gadrine uğradığına işaret etti.

Duran, milletin öz güvenini kırmaya ve milli kalkınmayı durdurmaya yönelik bu sabotajların siyasi tarihe kara lekeler olarak geçtiğini ancak bu darbe geleneğinin milletin sinesinden çıkan güçlü bir iradeyle durdurulduğunu söyledi.

"CUMHURBAŞKANIMIZIN BÜYÜK YÜRÜYÜŞÜNÜ DURDURMAK İÇİN ÇOK SAYIDA HAMLE YAPTILAR"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde gerçekleştirilen siyasi ve toplumsal mücadele ile vesayet odaklarının bir daha geri dönmeyecek şekilde ortadan kaldırıldığını belirten Duran, şu ifadeleri kullandı:

"Elbette vesayetçiler Sayın Cumhurbaşkanımızın büyük yürüyüşünü durdurmak için çok sayıda hamle yaptılar.

28 Şubat karanlığını bin yıl sürdürme gayretinde olanlar, 2007'de e-muhtırayla siyasete deyim yerindeyse yeniden ayar vermeye kalkmışlardı.

"GEZİ KALKIŞMASINDA SOKAK TERÖRÜYLE HÜKÜMETİ DEVİRMEYİ HEDEFLEMİŞLERDİ"

7 Şubat MİT Krizi'nde devleti ve devletin en kritik kurumlarını felç etmeye yönelmişlerdi. 17-25 Aralık kumpaslarıyla yargı ve emniyet içindeki hücrelerini harekete geçirmişlerdi.

Gezi kalkışmasında sokak terörüyle hükumeti devirmeyi hedeflemişlerdi.

"MİLLETİ KENDİ TANKLARIYLA KATLETMEYE CÜRET ETTİLER, BAŞARAMADILAR"

Bu karanlık girişimlerden sonuç alamayanlar, uluslararası ekonomik saldırılarla ülkemize bedel ödetmeye, Türkiye'yi istedikleri hizaya sokmaya çabaladılar.

15 Temmuz gecesi dış mihrakların taşeronu olan FETÖ ihanet şebekesi eliyle devleti işgal etmeye, milleti kendi tankları ve uçaklarıyla katletmeye cüret ettiler. Şükürler olsun ki başaramadılar, başaramayacaklar."

Burhanettin Duran, içeride milli irade gerçekleştiğinde Türkiye'nin dışarıdaki sahada ve masada güçlü olma konumunun da ortaya çıktığını, kendine vurulmak istenen prangalardan kurtulan milli iradenin temsilcilerinin Türkiye'yi dünyada aktif rol alan ve birçok krizde etkili bir güce dönüştürdüğünü anlattı.

"GAZZE'DEKİ SOYKIRIMA EN GÜR SEDA CUMHURBAŞKANIMIZDAN ÇIKMIŞTIR"

Orta Doğu'da derinleşen insani krizlerde Türkiye'nin yürüttüğü diplomasiyle küresel vicdanın sesi olduğunu belirten İletişim Başkanı Duran, şu değerlendirmede bulundu:

"Gazze'de eşi benzeri görülmemiş soykırım ve katliamlar karşısında uluslararası kurumların sessizliğine inat, dünya halklarının zaman içerisinde harekete geçmesini sağlayan en gür seda yine Cumhurbaşkanımızdan, Türkiye'den çıkmıştır.

Bunun anlamı çok nettir. Zalimin karşısında, mazlumun yanında durmak bize elbette tarihimizin ve medeniyetimizin yüklediği bir sorumluluktur.

Ancak bunu seslendirebilmek için vesayetlere karşı mücadeleyi de başarmış olmak gerekir."

FOTOĞRAF SERGİSİ VE PANEL

İletişim Başkanı Duran, etkinlik kapsamında düzenlenen 'Cumhurbaşkanlığı Arşivinden Fotoğraflarla Demokrasiye Vurulan Darbe: 27 Mayıs' başlıklı fotoğraf sergisini de gezdi.

Açılış konuşmasının ardından Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Hüseyin Arslan'ın moderatörlüğünde panel yapıldı.

Panele, Türkolog, dil bilimci ve akademisyen Prof. Dr. Emine Gürsoy Naskali, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tevfik Erdem, Polis Akademisi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ülkü Nur Zengin ile Medya Derneği Başkanı Ekrem Kızıltaş konuşmacı olarak katıldı.

Yassıada'daki özel mahkemelerde yapılan hukuk ihlalleri, sivil siyasetin karşılaştığı vesayet baskısı ve kurumsallaşma mücadelesi, akademik bir perspektifle ele alındı.

'CUMHURBAŞKANLIĞI ARŞİVİNDEN FOTOĞRAFLARLA DEMOKRASİYE VURULAN DARBE: 27 MAYIS' TANITILDI

Program kapsamında ayrıca, tarihi fotoğraf ve vesikalar aracılığıyla milli irade bilincini pekiştirmek ve toplumsal belleği taze tutmak amacıyla hazırlanan 'Cumhurbaşkanlığı Arşivinden Fotoğraflarla Demokrasiye Vurulan Darbe: 27 Mayıs' adlı kitap tanıtıldı.

Kitapta, 27 Mayıs dönemini aydınlatmak ve kurumsal hafızayı diri tutmak amacıyla Cumhurbaşkanlığı Arşivi'nden ilk kez gün yüzüne çıkarılan tarihi vesika ve fotoğraflara da yer verildi.

PANELE İLİŞKİN DEĞERLENDİRMESİNİ PAYLAŞTI

Öte yandan Duran, panele ilişkin değerlendirmelerde bulunduğu bir mesaj yayımladı.

İletişim Başkanı Duran, NSosyal hesabından yayımladığı mesajında şu ifadelere yer verdi:

"Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığımız tarafından düzenlenen 'Vesayet İnşalarına Karşı Milli İrade Mücadelesi' panelimiz ile Cumhurbaşkanlığı arşivinden fotoğraflarla hazırladığımız 'Demokrasiye Vurulan Darbe: 27 Mayıs' kitabımızın lansmanında akademi, sivil toplum ve medya dünyamızın kıymetli temsilcileriyle bir araya geldik.

Türkiye'nin darbeler ve vesayetle mücadelesi, milletimizin milli iradesine sahip çıkma kararlılığıyla şekillenmiştir. Bugün Yassıada'nın 'Demokrasi ve Özgürlükler Adası'na dönüştürülmesi de geçmişte yaşananları unutmadan, unutturmadan geleceğe taşıma irademizin bir göstergesidir.

"MİLLETİMİZ KENDİ GELECEĞİNİ BELİRLEME KONUSUNDA ÖNEMLİ BİR MESAFE KAT ETMİŞTİR"

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde vesayet odaklarına karşı verilen mücadeleyle Türkiye, kendi iradesini ve geleceğini belirleme konusunda önemli bir mesafe katetmiştir.

15 Temmuz'da olduğu gibi milletimiz, demokrasiye ve milli iradeye yönelik her türlü müdahaleye karşı duracağını açıkça göstermiştir.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı olarak geçmişte yaşananları doğru biçimde kayıt altına almayı ve gelecek nesillere aktarmayı önemli bir sorumluluk olarak görüyoruz.

Bugün lansmanını yaptığımız kitabımızın ve sergimizin toplumsal hafızamıza katkı sunmasını diliyor; panelistlerimize ve programın hazırlanmasında emeği geçen çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyorum."

"27 MAYIS, BİR EŞKIYALIK HAREKETİDİR"

Panelde ise 'Yassıada Özel Mahkemeleri'nde gerçekleştirilen hukuk ihlalleri, sivil siyasetin karşılaştığı vesayet baskısı ve kurumsallaşma mücadelesi akademik bir perspektifle ele alındı.

Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Hüseyin Arslan'ın moderatörlüğünde gerçekleşen panelde konuşan Türkolog, Dil Bilimci ve Akademisyen Prof. Dr. Emine Gürsoy Naskali, 27 Mayıs 1960 darbesi ve Yassıada yargılamalarının tarihsel ve hukuki boyutlarına ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.

27 Mayıs'ı büyükbabası Celal Bayar'ın tanımıyla bir 'siyasi şekavet' ve eşkıyalık hareketi olarak niteleyen Naskali, Yassıada'da kurulan Yüksek Adalet Divanı'nın dava oluşturabilmek adına gerçek dışı ve hayal gücünü zorlayan iddiaların peşine düştüğünü vurguladı.

"YASSIADA YARGILAMALARI TECRİT VE İŞKENCELERLE YÜRÜTÜLDÜ"

Polis Akademisi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ülkü Nur Zengin yaptığı konuşmada Yassıada yargılamalarının savunma haklarının çiğnendiği, uydurma suçlamalar, tecrit ve işkencelerle yürütüldüğünü vurguladı.

Sürecin sadece üç idamla sınırlı kalmayıp bunun yanında kalp krizi denilen, intihar denilen kayıplarımız olduğunu da belirten Zengin, yaşanan tüm bu acıların Türk milletinde geri dönüşü olmayan hatalara mahal vermemek üzere bir refleks oluşturduğunun altını çizdi.

"TÜRKİYE'DE SİVİL-ASKER DENGESİ ANCAK 2000'Lİ YILLARDAN İTİBAREN DEĞİŞMEYE BAŞLADI"

Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tevfik Erdem de darbeyi gerçekleştirenlerin sivil siyaseti dengeleme iddiasıyla kurumsal vesayeti meşrulaştırdığını ifade etti.

Türkiye'de sivil-asker dengesinin ancak 2000'li yıllardan itibaren değişmeye başladığını ve Milli Güvelik Kurulu üyelerinin sivilleşmesiyle Türkiye'deki siyasetin yerli yerine oturduğunu vurguladı.

Gazeteci, Yazar ve Medya Derneği Başkanı Ekrem Kızıltaş ise yaptığı değerlendirmede; 27 Mayıs 1960 darbesinin yalnızca iç dinamiklerle değil, Türkiye'nin bağımsız hareket etmesini engellemek isteyen dış güçlerin teşviki ve vesayet odaklarıyla iş birliği halinde yürütüldüğünü ifade etti.

Kızıltaş, Demokrat Parti iktidarının 1954 sonrası basınla yaşadığı gerilimin arkasında iç ve dış mihrakların yönlendirmesi olduğuna dikkat çekti.

Ayrıca program kapsamında tarihi fotoğraf ve vesikalar aracılığıyla millî irade bilincini pekiştirmek ve toplumsal belleği taze tutmak amacıyla hazırlanan 'Cumhurbaşkanlığı Arşivinden Fotoğraflarla Demokrasiye Vurulan Darbe: 27 Mayıs' adlı kitabın tanıtımı da gerçekleştirildi.

Söz konusu eserde 27 Mayıs dönemini aydınlatmak ve kurumsal hafızayı diri tutmak amacıyla Cumhurbaşkanlığı Arşivi’nden ilk kez gün yüzüne çıkarılan tarihi vesika ve fotoğraflara yer veriliyor.

Kaynak: {Haber Merkezi}

Bu habere tepkini göster

Yorumlar 0

Yorum Yap

Yayınlanmaz
7 + 6 = ?

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın!