İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda görülen duruşmada, savunmalar alınmaya devam edildi.
Duruşmada tutuksuz sanık, reklam şirketi sahibi Kaan Ketenci savunma yaptı.
"MURAT ONGUN KARAR VERİCİ"
Cumhuriyet savcısının, Murat Ongun'a yönelik “açık hava reklam başı, son karar verici ve onay makamı” şeklindeki ifadesini sorması üzerine Ketenci, Ongun'u tanımadığını ve kendisiyle hayatında hiç görüşmediğini söyledi.
Ketenci, buna karşın piyasada Ongun'un karar verici merci olarak bilindiğini belirterek, “Ona sorulur, ondan cevap gelir, iş ya yapılır ya da yapılmaz.” dedi.
Savcının, Medya AŞ tarafından kendisine dron açılması ve benzeri faturaların kesilmesine ilişkin ifadelerini hatırlatıp bu anlaşmalar karşılığında hizmet alıp almadığını sorması üzerine Ketenci, Medya AŞ'nin kendilerine fatura kestiğini ve kendilerinin de bu faturaları ödemeye çalıştığını söyledi.
Metro inşaatlarının çevresine reklam panoları yerleştirdikten sonra yapılan anlaşmalar kapsamında iki taraftan da fatura gelmeye başladığını ifade eden Ketenci, “Ben bir vaatte bulunmuştum, 2 milyon lira ödeyeceğime karşılık o alanların yeni reklam hakkı olarak. Kağan Bey'in oradan çeşitli ecrimisiller geliyordu. Aynı zamanda da Medya AŞ tarafından da geliyordu.” diye konuştu.

"DRONE VE KAMERA SÖZLEŞMESİNİN KARŞILIĞINI ALMADIK"
Ketenci, bir süre sonra Medya AŞ ve Elif Güven tarafından kendisine drone ve kamera görüntüsü sözleşmeleri hazırlanacağının söylendiğini, bu sözleşmeleri imzalaması ve kendisine gönderilmesinin istendiğini belirtti.
Bu sözleşmelerin karşılığında herhangi bir hizmet almadığını ifade eden Ketenci, söz konusu işlemleri ticari faaliyetlerinin devam edebilmesi amacıyla kabul ettiğini savundu.
Ketenci, “Ondan sonra biz bu hizmetin karşılığını almadık. Böyle bir dron sözleşmesinin karşılığını almadık. Ama ticaretimiz olağan akışı yüzünden bunları kabul ettik. Eğer biz bunları kabul etmeseydik yerlerimiz kaldırılacaktı, piyasaya rezil olunacaktı ve zaten ticari hayatımız otomatikman bitecekti.” ifadelerini kullandı.
Savcının, Ketenci'nin daha önce verdiği ifadede yatırım parası çıkmadığı için bedeli ödeyemediği ve bir vinç ile zabıta ekipleri tarafından İstanbul'daki bütün yerlerinin kaldırıldığı yönündeki beyanlarını hatırlatması üzerine Ketenci, 16 pano diktiğini söyledi.
Ketenci, panolarının bulunduğu alanlara daha sonra başka bir reklam firmasına ait panoların yerleştirildiğini belirterek, buna itiraz ettiğini ancak kendisine “Bunun böyle olması lazım.” denildiğini anlattı.
Yatırımları bulunduğu için duruma karşı çıkamadığını savunan Ketenci, ecrimisil ödemelerinde de zorlandığını ve ek süre talep ettiğini söyledi.
Buna rağmen 8 Eylül'de panolarının aynı firmaya yeniden pazarlama usulüyle verildiğini belirten Ketenci, “Ben bir daha ticaret yapamadım. Aynı zamanda da bittim.” dedi.
Savcının, bu konuyla ilgili görüşmeyi kimin yaptığını ve ifadesinde bahsettiği Elif Güven'in rolünü sorması üzerine Ketenci, görüşmeyi Elif Güven'in yaptığını söyledi.
Savcının, muvazaalı sözleşmeyi kendisinden kimin imzalamasını istediğini sorması üzerine Ketenci, “Bana sadece Elif Güven söyledi. Elif Güven, 'İmzalayacaksın, ondan sonra biz sana bunun karşılığında fatura keseceğiz.' dedi. Biz derken Medya AŞ'den bahsediyorum bu arada. Elif Güven'in kendi şahsıyla alakası yok. Medya AŞ olarak konuştu, 'Biz sana Medya AŞ faturasını böyle keseceğiz.' dedi. Ben de 'Peki o zaman.' dedim.” şeklinde konuştu.

"İHALE ÖNCESİNDE HANGİ FİRMANIN İŞİ ALACAĞI BİLDİRİLİRDİ"
Duruşmada daha sonra Medya AŞ'de ihale görevlisi olarak çalışan tutuksuz sanık Mehmet Recep Taşçı savunma yaptı.
2017 yılında Medya AŞ'de çalışmaya başladığını, 2018 yılında ise şirket içi rotasyon kapsamında satın alma müdürlüğünde görevlendirildiğini belirten Taşçı, ihale süreçlerinde hangi kişi veya firmaların ihaleye gireceğini belirleme ya da bu konuda karar verme yetkisinin bulunmadığını söyledi.
Yönetim tarafından belirlenen kişi veya firmaların satın alma birimine bildirildiğini aktaran Taşçı, kendisinin ise görevi gereği yalnızca evrak ve idari işlemleri yürüttüğünü ifade etti.
Soruşturma kapsamında savcılıkta verdiği ifadenin 11 Kasım 2025'te düzenlenen iddianameyle birlikte ortaya çıkmasının ardından yaklaşık 10 yıl çalıştığı işinden iki hafta içerisinde çıkarıldığını anlatan Taşçı, bu konuyla ilgili dava açtığını ve davanın halen devam ettiğini söyledi.
Taşçı, emniyet ve savcılıkta verdiği ifadelerin arkasında olduğunu belirterek, herhangi bir ihale yolsuzluğuna katılmadığını savundu ve beraatını talep etti.
"HANGİ FİRMANIN İHALEYE GİRECEĞİ, HANGİ RAKAMA ALACAĞI BİLDİRİLİRDİ"
Duruşma savcısı, Taşçı'nın soruşturma aşamasında verdiği ifadesinde, ihaleyi hangi firmaların alacağı, yan tekliflerin ve hangi firmanın hangi teklifi vereceğinin üst düzeydeki iletişim koordinasyonundan önceden belirlendiğine ilişkin beyanlarını sordu.
Taşçı, bu durumu şöyle açıkladı:
“İletişim koordinasyondan bize hangi firmaların hangi ihaleye gireceği, hangi rakama alınacağı, önden bildirilirdi. Biz de buna göre işlemlerini yapardık.”
Savcının, bu bilgilerin kendisine kim tarafından iletildiğini sorması üzerine Taşçı, bilginin doğrudan kendisine gelmediğini, ancak bildiği kadarıyla İletişim Koordinasyon tarafından müdürü Gökhan Köseoğlu'na veya genel müdüre aktarıldığını söyledi.

EMRAH BAĞDATLI VE İHALE SÜREÇLERİ
Savcı, Taşçı'ya Emrah Bağdatlı'yı tanıyıp tanımadığını sordu.
Taşçı, Bağdatlı'yı tanıdığını, ancak belediyede herhangi bir resmi görevi bulunmadığını belirtti.
Bağdatlı'nın çeşitli firmalar üzerinden, aralarında organik bağ bulunmayan şirketlerle Medya AŞ ve Kültür AŞ'de çok sayıda ihaleyi aldığı yönünde bilgileri olduğunu ifade eden Taşçı, “Herhangi bir görevi yok. Firmalar üzerinden organik bağı olmayan, inorganik firmalarıyla Medya AŞ'de olsun, Kültür AŞ'de olsun birçok ihaleyi aldığını bilgisine sahibiz.” dedi.
Savcının Gülden Şık'ı tanıyıp tanımadığını sorması üzerine Taşçı, kendisini tanımadığını, ancak İletişim biriminde böyle bir kişinin çalıştığını bildiğini söyledi.
Savcı, Taşçı'nın soruşturma aşamasında verdiği ifadede, “Bu ve benzeri ihalelerde her şeyin belediyesi iletişim birimi ve Emrah Bağdatlı olmuştur. Onların da direkt İmamoğlu ve Murat Ongun ile bağlantılı faaliyetler yürüttüğünü, talimatları direkt onlardan aldığını biliyorum.” şeklindeki beyanını hatırlattı ve bunu nereden bildiğini sordu.
Taşçı ise bu ifadeyi doğrudan tanıklığından ziyade hiyerarşik yapı üzerinden yaptığını belirterek şöyle konuştu:
“Burada aslında hiyerarşik yapıdan bahsediyorum Sayın Savcım. Şu şekilde izah edeyim, burayı ben notumu almıştım onunla ilgili. Mesela bana gelen talimatlar bir üstümden müdürümden geliyordu. Müdürüme de tabii onun üstünden gelen müdürümden. Gelen müdürümüze de yönetim kurulu başkanımız Murat Bey'den. Bu hiyerarşiyi düşünerek gidersek de en sonunda Sayın İmamoğlu'ndan geldiğini düşünerek aslında bu şekilde beyan ettim.”
Savcının, Fatoş Ayık, Emrah Bağdatlı ve Gökhan Köseoğlu arasındaki iletişime ilişkin sorusu üzerine Taşçı, ihale öncesinde Gökhan Köseoğlu ve Emrah Bağdatlı'nın Fatoş Ayık'a bilgi getirdiğini söyledi.
Savcı, Barış Kılıç'ı tanıyıp tanımadığını sorduğunda ise Taşçı, Kılıç ile herhangi bir iletişiminin olmadığını belirtti.
Duruşmada tutuksuz sanıkların savunmaları ve çapraz sorguları devam ediyor.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)
Kaynak: {Haber Merkezi}

Yorumlar 0
Yorum Yap
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın!